UzunHikâye Öykü, inceleme, eleştiri



Ferit Edgü - Odada

09 Ara 2013
turgut

Jale Özata Dirlikyapan'ın Türk öykücülüğünde 1950 kuşağı üzerine hazırladığı tezinden hareketle kitaplaştırılan Kabuğunu Kıran Hikâye kitabını okuyorum şu sıralar. 1950 Kuşağı ve Türk öykücülüğünün bu devirdeki dönüşümleri, hem toplumsal/siyasal arkaplanıyla, hem modernist edebiyatın ve varoluşçuluğun Türkiye'deki izlekleri ve öykücülükteki yeni atılımlar göz önüne alınarak anlatılıyor. Türk edebiyat tarihinde 1950 kuşağı, başta Ferit Edgü, Demir Özlü, Yusuf Atılgan, Vüs'at O. Bener, Leyla Erbil, Bilge Karasu ve Orhan Duru olmak üzere, içinde barındırdığı önemli değerler ve geleneksel edebiyata karşı özgün bir sahayı yaratma cesaretini gösterişiyle oldukça mühim ve Dirlikyapan'ın kitabı da bu anlamda nitelikli bir çalışma.

Ferit Edgü özelinde, Uzun Hikâye'de daha evvel incelenen Ferit Edgü hikâyelerinin Edgü'nün ilk dönemlerini kapsamadığını, daha çok minimalist öykü açılımları yaptığı dönemlerin önde tutulduğunu görerek, 1950 Kuşağı bağlamında Ferit Edgü'nün ilk kitabı Kaçkınlar'dan bir hikâyeyi okumamızın faydalı olacağını düşündüm.

Peki niçin "Odada"?

Öncelikle "Odada" Ferit Edgü'nün henüz yirmi üç yaşında, 1959 tarihinde yayınladığı ilk kitabı Kaçkınlar'dan bir öykü. Sait Faik gibi öncü yazarların bıraktıkları izi takip ederek ve elbette ki düşünceleri ve edebi yönelimleri o devirde Türk edebiyatında yeni yeni tanınan Kafka veya Jean-Paul Sartre gibi isimlerden etkilenerek yazılmış bir kitap Kaçkınlar. İkinci olarak öyküyü okuduğumuzda görebileceğimiz 'fare' izleğinde olduğu gibi hem Edgü'de hem de öteki yazarlarda o dönemde sıklıkla rastladığımız, 'kötülüğün' veya 'sıkıntının' somut ve alegorik bir biçimde karşımıza çıkartılması üzerine konuşulabilir bu öyküyle birlikte.

Burada kesmekte fayda var. Ferit Edgü'yle birlikte 1950 Kuşağı'nın öteki yazarlarına da, her ne kadar Uzun Hikâye'de bir kısmına değinilmişse de, tekrar dönerek yeni öyküler okumamızın faydalı olacağı kanaatindeyim.

*

Görsel: Rene Magritte - La résponse imprévue (Beklenmeyen Yanıt), 1933.

*

"Odada",
Kaçkınlar,
Ferit Edgü
Çan Yayınları
1959

Kategori:

Re: Ferit Edgü - Odada

Bazı seçimler yazarın yaşını/ toyluğunu ele veriyor:

""
...dudaklarımı büzdüm, gözlerime durgunluğunu geri verdim. (s.18)

Bu satırlarla başlayan bölüm fena halde Sartre'ın Bulantı'sından bir bölümü andırıyor.

Sonraki kitaplarında olsa kuşkusuz şu hataları yapmazdı Edgü:

""
İçimde korkumsu bir ürperti vardı. (s.19)

""
Kuşkulu bokun biriyim. (s.21)

Öyküye bir soru: Anlatıcımıza fare zehrini satan eczacı çocuğun yüzünde (?) küçükken geçirdiği bir hastalığın izlerini taşıması neden anlatılmış?


Re: Ferit Edgü - Odada

Turgut, bu öyküyü gündeme getirerek gerçekten harika bir şey yapmış.

İlk öykülerini okumamıştım Edgü'nün. Burada onun sonraki döneminde karşımıza çıkan temalar nasıl da belirgin, nasıl da hamlar?

Şu soruyu da sormama vesile oldular aslında: Teknik olarak gelişip kusursuzlaştıkça arkadaki temaların yavanlığı (bu örnekte olduğu gibi ergen felsefesi oluşu) görünmez mi oluyor; yoksa gerçekten analitik felsefenin iddia ettiği gibi dilsel gerçekliğin ötesi zaten hiç mevcut olmadığından bizim baştaki derinlik arayışımızı mı besliyor "yüksek edebiyat"?


Re: Ferit Edgü - Odada

Yukarıdaki soruyla ilgili bir öneri:

Anlatıcının rüya olarak aktardığı son hikâye aslında Kafka'nın Köprü'sünün bir serbest uyarlaması. İki öyküleme girişimini beraber okusak nasıl karşıtlıklar ya da örtüşmler buluruz? "Derinlik" nerede?


Re: Ferit Edgü - Odada

Turgut'a ben de teşekkür etmek istiyorum. Yeniden öykü okumaya başlamak iyi gelecek. Dün ben de bir Saroyan öyküsü hazırlamaya yetlendim, "Odada"yı görünce erteleneme karar verdim.

Barış yazarın acemiliklerine işaret etmiş. Beni düşündüren şu oldu: öykü yaşını hissettiriyor gerçekten. Aradan geçen bunca yıldan sonra öyküden geriye pek az şey kalmış. Kaçkınlar'la aynı yıl yayımlanmış olan İshak'a (Onat Kutlar) bakıyorum bir de. İshak'taki öyküler bana hâlâ diri görünüyor. Belki biraz daha demlenmeliymiş "Odada".

Dirlikyapan'ın tezin daha ilk kitaplaştığında bir kenara not etmiştim. Hâlâ okuyabilmiş değilim. Bu vesileyle yeniden hatırladım, iyi oldu. Belki 50 kuşağını okumaya devam ederiz Dirlikyapan'ın kılavuzluğunda...


Re: Ferit Edgü - Odada

Öyküyü bir parça daha ısıtmak için MaviMelek'in Ferit Edgü özel sayısındaki Yusuf Turhallı imzalı Ötekinin Hikâyesi: Ferit Edgü'nün İlk Dönem Hikâyeciliği metnini paylaşayım. Turhallı'nın aktardığına göre Edgü yazmaya/sanata niçin yöneldiğine dair soruya 'Yalnızlık. Yalnızlıkların en dayanılmaz olanı, çocuk yalnızlığı.' diye cevap vermiş.

Hakikaten, hem özel olarak Odada, hem Kaçkınlar, birbirinden neredeyse hiçbir farkı olmayan insanların, kaçkınların, bir parça çocuksu ve elbette ki 'toy' dünyalarının yansılarından oluşuyor. Dirlikyapan'ın anlattığına göre, dönemin genç yazarları edebiyatın, edebiyatçı olmanın gereğini bohem yaşantı, yalnızlık ve geleneğe başkaldırı olarak -bu ifadeleri yine o 'toyluk' bağlamında anıyorum- gördükleri için eserlerine de bunu -ve Batı'dan gelen 'varoluşçu' başkaldırıyı- yansıtıyorlar.

Ancak çocuk kalmış, hatta ergen kalmış bir 'başkaldırı' bu; cesur gözükmesine karşın tutuk, yeni, tuhaf.


Re: Ferit Edgü - Odada

Sartre'nin renkleri gibi grinin ağır tonları hakim öyküde.Yalnızlığın gel gitli halinin şiiri,öyküsü ve 50 kuşağı...

Öykünün sonunda ise yazarın ruh halinin dönemle ilgili olduğunun gözümüze sokulması kadar,öykünün olaydan sıyrılarak anların tasvirine geçilmesi,sonraki dönemin yazılarının özünü aşikar ediyor.